Hiç Sonunuzu Düşündünüz Mü?

Belki uzun gelip hiçbiriniz giriş bölümünden sonrasını okumayacaksınız ama lütfen deneyin (AMK)...

Hiç nasıl öleceğinizi düşündünüz mü?

Hayır,"Birden On'a kadar bir sayı tutun ve aşağıdaki numaraların yanındaki yazıya göre öğrenin" tarzında bir yazı olsa
"Aman da ne salaksınız" diye bir başlık olurdu...

Gerçekten hiç düşündünüz mü?

Aslında ölümü düşünmek,sonunu düşünmek yerine,yarın asla başlamayacak olan yeni bir hayatın hayallerini kurmak
sana daha cazip geliyordur...

Bu soruya cevap verebilmek için önce hayatının bir anlamı olmalı.Hani anı yaşa diye bir laf vardır ya "Karpe diyem"
diye ağzımıza doladığımız...Yalan ettiniz,piç ettiniz lafı!

Nasıl öleceğini bilmek istiyorsan,ne yapmak istediğini bilmelisin.Anlık hevesler ya da sikindirik hayaller değil;
Üniversiteyi kazanayım,para biriktirim mememi büyütürüm,Avrupa'yı gezeyim...


İki tür ölen vardır; biri yatağında huzur içinde torun-torba yanında ossura ossura ölür.Ağlayanı olur her sene hatırlanır,
her sene kemiklerinin başına dikilinir dua edilir.Helvası yapılır, fatihası eksik olmaz.Ya arkasından ağlayan bir eşi olur
ya da öbür tarafta yan kazığı ona ayırmış bir eşi.Nesilden nesile anlatılır,adı ölümünden sonra doğan ilk bebeğe verilir,geride kalan malı mülkü
bi tarafına sokamayacağından geride kalanları sevindirir...Her zaman bir yerlerde hatırlanır,anılır...

Diğeri ise tek başına bir yerlerde geberip gitmeye mecburdur...Cesedi ya ihbar üzerine ya da komşuların -o da şanslı olup evinde öldüyse- kokudan
rahatsız olmasıyla bulunur.Pamuk tıkıldıktan sonra en fazla 40 gün içerisinde unutulur gider.Ne adı kalır ne sazı.. Malı mülkü yenilir
bitirilir...Ömrü boyunca anlık hayaller kurmuş işiyle gücüyle uğraşmış biridir.Ya da şarapcı...

Bence temel sebep yalnızlık,basit gibi görünse de tek sebep.

Ailesinden ayrılıncaya kadar planlar kuran sonrası olmayan bir adam düşünün; boşluk,yalnızlık...Kocaman evde -3 metre karede olsa o ev o insana bomboş bir malikâne gibi gelir-.
iki kişilik yatakta çoğunlukla yalnız yoksa günü birlik -o da belki- kadınlarla uyanmak geceleri ya yastığa ya da yorgana sarılıp uyumak...

Sadece kendi kendine yetebilmek için yaşlı sayılabilecek bir yaşa kadar para kazanmak.

Son dostunu ya da aile bireyinide kaybettiğin anda yalnızlığın farkına varmak...

Hoş aileniz ya da dostlarınız olsa dahi kendi aileleri için çalışacaklar onlara tabiki daha fazla zaman ayıracaklar.

Başından beri aile kurmayı planlayan yani, doğanın akışına kendini bırakmış bir insan. Başından beri ailesi/çocukları için çabalayan bir insan
"Bu ay sonunuda çıkardık bi oyuncak alayım haylaza" veya "Üniversiteyi kazanamazsa napalım özelde okuturuz sıpayı" diyen bir insanın hayatı tabi ki senin
o sefil hayatından kutsal olacak ve daha mutlu ve huzurlu sona erecek...


Yaşım fazla değil hatta genç ve/veya çocuk yaşta olabilirim, sadece 20 yaşındayım.Ama ister işsizlik,ister gerzeklik ister çocukluk ister depresiflik deyin ama
sonumu sizden fazla düşündüğüm bir gerçek...Ne yazık ki o kadar düşünsemde kendimi ikinci grupta ki sefil hayatta buluyorum her seferinde..Emin olun içimden gelerek bu yazdıklarımı yapabilmeyi çok ama çok isterdim,ama insan bu bir tek kişilik söz dinlemiyor..

Gene lafı aşka,sevgiye getirdim belki ama Allah,Tanrı,Yaratıcı,Evren ya da F.S.M adına ne diyorsanız bu sikindirik hayatta bize verilen en güzel duyguyu boşa harcamayın.Arkanızdan ağlayacak ve arkasından
koşmanız gereken kişiler bırakın bu dünyada...

Ben?

Ben
Sanirim bu zamana kadar kendimi bu kadar detayli tanitmaya ihtiyacim olmadi. Gerci hala yok ama kendi yuzume vurmaliyim kendimi.

Beni goruntu olarak tanimasanizda bir yerlerde beni konusmamdan taniyabileceginizi dusunuyorsaniz yaniliyorsunuz. Her zaman bu kadar sikici ve derin konusmam bol bol gulerim.

Ben kendimi nasil ayiririm derseniz. Sizin gibi dusunmem sizin gibi davranislarda bulunmam. Size normal gelen seyleri yapmam kisaca. Kendime gore normal olan size gore ise deli vari hareketlerde bulunurum.

Benim kendimi sizden ayirma seklim budur eger size gore normal bana gore bastirilmis gibi davransam kendimi taniyamazdim ve muhtemelen bu yazdiklarimi yazamaz bu kadar sosyal de olamazdim

Cukka PuCCa

Oldum olası sevmedim dizüstü yayınları mı ne zıkkımdı hatırlayamadım.Kızlar tarafından pek bir sevilen küfür ettikçede populeritesi artan ve güya yazdıkları sebebince kendini saklayan bu şahsiyet artık ünlü olmalıyım düşüncesiyle harekete geçip kendini ifşa etti.
Ve Atlasadam'ın da söylediği gibi bu şahıs hakkındakı düşüncelerimin doğru çıkması egomu tabiri caizse "nal" etti.Buyrun görüntü:

PuCCa
Gelelim şahsi düşüncelerime; söylemiycem. Hakaret davasına gidebilir hacılar.(Arkadaki kızlar da kalık mı ne?) Neyse ayrıca çok hızlı çekilen bir fotoda bile kafa geride yandan bakış gözler stabilize ve ufak bi sırıtış.Dudak büzmeye vakit mi bulamadı onu bilmiyorum.
Neyse hadi gömdüm.

26 Hayvanlı Türk Hukuku

Gündem karışık ve bunlar hakkında hiçbir şey yazmak istemedim. Ne 26 (Doğrusunun 86 olduğuna inanıyorum) şehit hakkında, ne de Van depremi hakkında hiçbir şey yazmadım.Söylenecek birşey yoktu kişisel,bireysel yardımımı ettim. Şu an da zaten klavye delikanlıları ve kalpler klavye kadar olanlar sakinleşti ne Van konuşulur oldu ne 2(8)6 şehit konuşulur oldu...

Ama  önceki gün Türk Hukuğu çağ atladı..!

Bir kaç örnek yazacağım buyrun siz karar verin ;
  1. Ogün Samast 17 yaşında cinayetin yanlış olduğunu düşünemedi,
  2. Cem Garipoğlu 17 yaşında kız arkadaş öldürüm hunharca parçalayıp kız arkadaşının cansız bedenini gitar kabına koymanın yanlış olduğunu bilmiyor,
  3. 17 yaşında 4 "Terörist" İstanbul'da halk otobüsüne molotof atarak Serap Eser'in yanarak feci şekilde can vermesinin yanlış olduğunu bilmiyor,düşünemiyor ;
  4. 17 yaşında "Aşiret" düğününde havaya ateş ederek 11 yaşındaki küçük kızı öldürmenin yanlış olduğunu bilmiyor,
Ama;
13 yaşında 26 adet babası dedesi yaşında ki insanlık dışı hayvanlarla kendi rısazıyla ilişkiye girmeyi biliyor
Gene ama;
13 yaşında R.T.E'ye hakaret edildiğinde "Devlet büyüğüne saygısızlığın yaşı olmaz" mantığıyla 1-3 yıl arası hapsi isteniyor!!!

Hükümetten istedik resimlerini vermediler. İş gene halka düştü ve işte isimleri ;



Steve Jobs

Steve Jobs Apple’ın kurucusu sonradan CEO’su ve bir hayat anıtıdır. 5 Ekim 2011 tarihinde pankreas kanserinden hayatını kaybetti bu büyük teknoloji insanı.

298626_246117475439532_100001238449498_790302_1807231068_n

Bu insan benimde olduğu gibi dünya üzerindeki bir çok insanın idolüdür.Hayatını sıfırdan tekrar inşa etmiş birisidir üniversiteden ölümünden sadece 6 yıl önce mezun olmuş bir insandır.Hayatındaki binlerce zorluğu yaşamamışcasına devam ettiği yaşamına dünyanın en çok saygı duyulan ve en önemli,en bütük teknoloji devlerinden biri olarak veda etti.

299796_10150341894693360_290539813359_7933189_840777955_n

Sadece bir teknoloji devi değildi.Tanıtımlarda veya katıldığı her konferansda konuşmalarındaki felsefi noktalarla bir kez daha gönülleri fethetmiştir bu adam.Gerek

“Hayatının her gününü son günüymüş gibi yaşa, sonunda haklı çıkacaksın” lafı gerekse

Standford Üniversitesinden mezun olurken yaptığı konuşma ya da ölüm hakkındaki alaylarıyla bu insan sadece bir CEO değildi. Bu insan hayatını yaşamış bir insandı…

İşte o konuşması;

Seve Jobs Mezuniyet Konuşması.

Steve Jobs Hayatına Buradan Ulaşabilirsiniz


63. Emmy "Hatıramızda" Performansı

Emmy ÖdülleriTelevizyon dünyasının Oscar ödülleride denilebilir'nin sonunda her zaman o yıl içerisinde veya yakın tarihlerde ölen sinema/tv sanatçılarının kısa karelerinin bulunduğu bir "In Memoriam"(Hatıramızda) bölümü yapılır. Her zaman izlediğim bir ödül programı değildir ama In Memorial bölümünü mutlaka izlemeye çalışırım. Gene izledim gene etkilendim. Buyrun bu seneki Andy WhitfieldSpartacüs Reyizz 39 yaşında kanserden hayata güle güle panpa dedi'lı In Memoriam bölümü :





Sonunda! Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm Fragmanı


Yönetmenliğini Serdar Akar'ın yaptığı başrollerinde Erdal Beşikcioğlu,Canan Ergüder ve Ayça Eren'in oynadığı Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filminin fragmanı çıktı.28 Ekim'de vizyona girecek olan Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filminin konusu ise şöyle; 


Gelen bir ihbar üzerine büro ekipleri Gençlik Parkı'na giderler ve orda gömülü bir tabut bulurlar.Bu tabutun içindeyse emekli bir polisin yaşlı annesini görürler.İlk kez böyle bir cinayetle karşılaşan Behzat Ç.,emekli polisi araştırırken önüne bir çok engeller çıkar.Emekli polis,teşkilatta Avarel Memduh olarak bilinmektedir,suçu üstlenen kişiyse kendine Red Kit demektedir. 


EyBat.Com

Önyargı?

Herkesin,hepinizin yaptığı birşeydir bu.Bende yapıyorum.Carlsberg gene süper bir reklam filmiyle sosyal çivileme yapmış.

Yeni vizyona giren filmde sadece 2 boş yer vardır ve içerdekilerin hepsi motorcu hard rock abilerdir(148 Adet).Önyargılarınızı bırakıp sevgilinizle aralarını otururmuydunuz?


Yeni İnsan Manifestosu

Bu yazıda sizleri kendime garip gelen, dünyanın ihtiyacı olan bir küçük toplulukla  tanıştırıcam.

Yeni İnsan Manifestosu; Yeni Dünya İnsanının Kendini İlanıdır. Proje Bir Uyandırma Servisinden Ziyade, Gıyaben Yapılmış Bir İtiraf Niteliğini Taşır. Manifestonun İlk Parçası Konuşmacıdan Habersiz Kaydedilmiş, Onayının Ardından Yayınlanması Kararlaştırılmıştır.

Facebook Sayfası 

Okumayı sevmeyen bir toplum olarak bir kolaylık daha ;

Yeni İnsan Manifestosu-vol.1

Türk Hırsızlara Saygı Duyuyorum!

Hırsızların artık yeni hedeflerinin seçmek için Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerini kullandığı bildirildi.

aptal-hirsiz

Peki bu nasıl oluyor anlatayım.Hani çoğumuzun Facebook veya Twitter arkadaş listesinde bulunan şöyle tipler vardır;

@Panora with Vidibidi

@Deniz kenarı (:

@Deli gibi alış-veriş

Yok deme yalandır.Önce bu hırsızlar seni followluyo yada arkadaş olarak ekliyor. Sonra senin en çok kendini nerede etiketlediğine bakarak evini belirliyorlar sonra sen @Hedehödö yazıyosun o da geliyor bir güzel evini soyup gidiyor.

 

Ulan hepisini geçtim…Madem bu kadar zekisin kurnazsın git iş bul.Bak ne güzel bilişimden de anlıyo çıktın?


Google+ Sizindir Saldırın

3 Aydır sadece davetiye usulü ile çalışıp beta görevini yapan Google+'a bu gün itibariyle isteyen herkes kayıt olabilecek.


google-plus1


Bugünden itibaren Google+ kullanıcısı olmak için tanıdık birilerinin davetiyelerine ihtiyaç kalmadı.

Kapalı deneme sürecinin ardından davetiye sisteminin kaldırılmasıyla, Google+ ilk duyurulduğunda yakaladığı popülariteye karşın 2,5 ay içinde giderek düşen hareketliliğin de yeniden canlanabileceği düşünülüyor.

Bu haberin haricinde Google+’ta çoklu video konferans özelliği ile de ilgili çeşitli geliştirmeler oldu. Sosyal arama imkanının sağlanması ise, özellikle Twitter’dan bildiğimiz işlevsel arama fonksiyonlarının geri gelmesi demek.

Ayrıca Google, Android işletim sistemi ile Google+’ı daha başarılı çalışır hale getirmeye çalışıyor.

Facebook geliştiricileri ise, Google+’ın sundukları ile yarışabilmek adına Facebook’taki durum iletilerinin Twitter‘a otomatik olarak iletilmesi ve bildirimlere üyelik gibi çeşitli yeniliklere gidiyorlar.

Google+, davetiyeli üyeliğin kapanması ve genel üye alımına geçilmesiyle canlanacak mı göreceği

Benim Google+'ım


Hayat Kaçağı

Hayat Kaçağı
Yazıya nasıl başlayacağımı düşündüm bayağı bi.Çok fena küfür edesim var.Masanın sağ tarafında cep telefonum var -mp3 çalabilenlerden- “Kazım Koyuncu-Hayat” çalıyor…Sol köşede geometri defteri ve testlerinin hepsinin üzerinde “Nietzche” hakkında geniş kapsamlı tüm dersler gibi bir kitap.Aslında kitabı alırken tüm eserlerini içeren bir kitap olduğunu sanmıştım…Değilmiş…Ancak “Nietzche” hakkında baya bir parçalama yapmış herifler kitapta….


“Tanrı Öldü” sözü..Evet bu herife ait.Hatta Tanrı’nın insanlığa son sözünün “Nietzche Öldü” olduğu söylenir.


Bence bu herifleri filozof yapan tek bi yol var o da.Umursamaz olup -farkında olmadan-,düşünmek için kendilerine zaman yaratabilmeleri…


Hele ki Yaşam Filozofları…OH-A!!



Bu adamlar neyin zorundalar bilmiyorum ama hayat hakkında düşünmek…Bu bile içime fena oturdu varya…


Ben hayatı sevmiyorum açıkçası,yada gelecek diyelim,daha doğru olur bu.Kaygı da olabilir aslında,kararsızlık,bilinmezlik,şüphelenmek.


Bunların hepsi olabilir,hiç biride olmayabilir…

Ancak ve ancak,sakın ergence bir düşünceye kapılmayın-yani benim ergence hayattan nefret ettiğimi düşünmeyin-.Sevgilimden ayrılmadım,yok şu gruba giremedim,yok şu ayakkabıyı alamadım…Gelecek kaygısı dedim ya,sınav kaygısı falan onlarlada yakından,uzaktan A-LA-KA-SI YOK!

Benim hissettiğim bilhassa gelecek ile ilgili…Evet,evet biliyorum,ukalalık yapmayın;


“Anı Yaşa” evet benim yaşam felsefemin kısaltması bu,açılımı ise “Geçmişten sadece ders al,geleceğine yatırım yaparak anı yaşa ve asla kaçırma”.


(Oh-a! Lan 3. Sayfa)

Hayat Kaçağı


Benim olayım şu,ileride ne yapıcam?Şu an beni oyalayan bir okul var,önümde bir sınav var oyalıyor beni…


Eee sonra?(Ha ekleyeyim buarada,ben böyle bir ülekeye çocuk getirmek istemem,yok eğer düzelip bir refah ülkesi olursak ortam düzelirse…Neden olmasın?)


Gene iyimser davranayım…Hadi severek yapacağım bir mesleğim olacak…İçimdeki çocuk bulunacağım ortamda boğulacak,mutlu olmadığım ve istemediğim şeyleri yapmak zorunda kalarak can verecek o çocuk…Onun mezarını her haftasonu Pazar günü ziyaret edip bir adet gül bırakıcam-yada ölüsünü yakar ve bir yerlere serperim içimde,dalak,mide v.s-.


Offf ve nihayet yaşlanıcam…Dünyanın nasıl bir hale geleceğini az çok tahmin ediyorum fakat asla tam olarak bilemeyeceğim…Birilerine muhtaç olmak olmak bana göre bir durum değil…Rahat rahat dolaşamayacaksam,evden Kızılaya yürüyemeyeceksem,yaşayabilmem için yasaklarla yaşacaksam…Yok gerçekten bu benlik bir durum değil,hatta tarz değil.!

Eğer ölmek gibi aciz ve sefil bir yol ise benim ilacım;bende hayatımı değiştiririm…Kabul etmem böyle bir hayatı.

Ozaman ne yapmalıyım biliyormuyum?Hehehe evet biliyorum!Siz bilmiyorsanız hayatın inadına sizede söyleyeceğim ne yapacağımı;


Hayata peşkeş çek ulan,asla yaşlanma,yasakları yık,inadına dizin kopsada koş,kimseye muhtaç olma,işini yapman 2 saatini alacak bile olsa yap ulan!,İşeyeceğim zamanı hesaplayacağım tuvalete gitmen 2 saat sürsede gidip o deliğe işeyeceğim!!

Bir Aydın Boysan Anısı

Şerefe adlı kitabından bir anısıdır.



Yıllar önce dostlarla birlikte yılbaşı gezisi için Leningrad'a gitmiştik. (Şimdi adı değişti, ne oldu unutttum)

Bir büyük otel  salonunda ağırlanıyorduk.

Bizim masanın  yanındaki büyük masada bir Rus ailesi yer almıştı.

20 kişiden fazla olan bu ailenin babası masanın  başında oturuyordu.

Babanın  yanında kocaman bir semaver vardı.

Votka yudumlayan , peşinden çay bardağınında gani çay yudumu alıyordu.

Bu içiş biçimine dikkatle baktığımdı fark eden  baba eliyle işaret ederek beni çağırdı.

Yanındakini kaldırıp, beni islemleye oturttu.

İkinci Dünya Savaşı'nda Almanlara esir düşmüş…

Zorla Almanca öğretilmiş. Kolay anlaştık ve yakınlaştık.

Bana da votka ve çay ikram edildi.

Hoş oluyordu gerçekten . ben de üç votka ile üç çay içtim.

Ancak çaya şeker konmuyordu.

Votka da, çay da sek içiliyordu.

Bir ara ayağımın altında yumuşak bir şeye takıldı.

Örtüyü kaldırıp bakınca oarada bir adamın yattığını görüp şaşırdım.

Rus ahbabım açıkladı:

"Bu aptal, çayları şekerli içti!"




PES 2012 Demo İndir

PES 2012
Konami tarafından uzun zamandır beklenen PES 2012‘nin demosu sonunda duyuruldu. Elbette Konami cephesinden demo ile ilgili açıklamalar da geldi. Bu açıklamalardan bahsetmek gerekir ise; Konami, ilgili demonun gerçek PES 2012 keyfini vermeyeceğini belirtti. Dolayısı ile bu yüzden Eylül ayının ortalarına doğru yepyeni bir demo daha yayımlanacak imiş. Ve bu demo, oyunun tamamlanmış versiyonuna göre hazırlanacak imiş. Yeni gelecek demo da mevcut olmayan takımlarda mevcut hâle gelecek. Bildiğiniz gibi PES 2012′nin PC, PlayStation 3 ve Xbox 360 için çıkış tarihi 14 Ekim. Bunun yanı sıra, PlayStation 2 ve PSP için ise 28 Ekim‘de çıkacak. Wii kullanıcılarını unutmayalım; Wii için ise 4 Kasım’da çıkacak. Velhasıl, aşağıdaki linke tıklayarak PES 2012′nin demo versiyonunu indirebilirsiniz.

İndir: PES 2012 (Demo)